ForumZAR.COM | Forum Sitesi

Forumzar.COM Türkiye`nin en güncel ve kaliteli genel forum sitesi`dir.
ForumZAR'a katılım zahmetsiz ve ücretsizdir!

  • “Ne garip değil mi? Sevdiğimiz insanın her yalanında bir doğru, sevmediğimiz insanın her doğrusunda bir yalan ararız..”
  • “Biri ölür üzülmezsiniz; sonra sandalyeye asılı hırkasını görürsünüz. O hırkanın duruşu kalbinize oturur..”
  • "En gülünç olanı da insanların sizi eskisi gibi kullanamadığında değiştiğinizi söylemeleri.."
  • "Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin. Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin."
  • Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzme. Sen kaldırabiliyorsan onlar da kaldırabilir.

lozan antlaşması

UzmErdaL

Premium Üye
Katılım
27 Eyl 2022
Mesajlar
3,903
Tepkime puanı
7
Puanları
38
Lozan Andlaşmasının Milletimiz için, Devletimiz için ne anlama geldiğini, Yüce Atatürk o tarihte yapılan barış önerileri ile ve özellikle “Sevr Anlaşması” ile kıyaslayarak anlatmıştır.




Lozan Andlaşması Nedir ?

Sevr ve Diğer Teklifler Nelerdi ?



Mustafa Kemal (ATATÜRK)





“...Bu andlaşma, Türk Milleti aleyhinde, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Andlaşması ile tamamlandığı zannedilmiş, büyük bir suikastın yıkılışını ifade eder bir belgedir...”







Giriş



Lozan Andlaşması, Yeni Türkiye Devleti’nin, Cumhuriyetin, tam bağımsızlık ve tam özgürlük temellerinin, Devletlerarası alanda tesbit edilmiş, kabul edilmiş bir belgesidir. Büyük Atamızın, bu andlaşma ile ilgili görüşlerinin, fikir ve uyarmalarının topluca bulunduğu, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nun ve Türklüğün imhasını planlayan Sevr ve diğer tekliflerle kıyaslamalı şekilde kaleme alınarak, Türk Milletine Emanet Edilen, Tek Eser “Nutuk”ta yer almaktadır.

Okuyucularımıza, bu ebedî eserde bulunan ve Atamızın konu ile ilgili belgelerle bezenmiş yazısını sunmakla görevimizi yaptığımız kanısındayız. (x)



Lozan Sulh Andlaşması



24 Temmuz 1923 de Lozan’da imza edilen anlaşma, 24 Ağustos 1923 te Meclis’te tasdik olundu.

Mondros Mütarekesi’nden sonra Türkiye’ye yapılan dört sulh teklifi arasında bir mukayese: Mondros Mütarekesi’nden sonra Türkiye’ye düşman olan devletler tarafından dört defa sulh şartları teklif edilmiştir. Bunların Birincisi; Sevr Projesidir. Bu proje hiçbir müzakerenin neticesi olmayıp, İtilâf Devletleri tarafından Yunan Başvekili Mösyö Venizelos’un da iştirakiyle tanzim ve padişah Vahdettin Hükûmeti tarafından 10 Ağustos 1920 de imza edilmiştir. Bu proje, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce tartışılmaya değer bir konu olarak bile görülmemiştir.

İkinci Sulh Teklifi; Birinci İnönü Muharebesi’nden sonra toplanan Londra Sulh Konferansı’nın sonunda 12 Mart 1921 tarihinde yapılmıştır. Bu teklifler, Sevr Muahedesinde bazı değişiklikleri ihtiva ediyorsa da incelenmiyen meselelerde Sevr Projesindeki maddelerin tamamının olduğu gibi bırakıldığını kabul etmek lâzımdır.

Bu teklif, bizce tartışılmıya sebep olmadan İkinci İnönü muharebesinin başlamasıyla neticesiz kalmıştır.

Üçüncü Sulh Teklifi; 22 Mart 1922 de, yani Sakarya zaferinden sonra Fransız’larla yapılan Ankara Andlaşması’ndan ve yakın bir taarruzumuzun hazırlandığı sıralarda, Paris’te toplanan İtilâf Devletleri Hariciye Vekilleri tarafından yapılmıştır. Bu teklifte, işe Sevr Muahedesi esaslarından başlamak esası terkedilmiş ise de, esasları itibariyle millî emellerimizi tatminden uzak idi.

Dördüncü Teklif; Lozan muahedesinin imzalanmasıyla neticelenen müzakerelerdir.

İtilâf Devletleri’nce Türkiye’ye tatbik edilmesi tasavvur edilen esaslarla, millî hareket sayesinde elde edilen neticeyi açık bir surette mütalâa etmek için bu dört nevi teklif arasında en mühim hususlara aid olmak üzere kısa bir mukayese yapmayı faydalı sayarım.



Hudutlar



Trakya Hududu



Sevr’de: Çatalca hattından biraz ileride bulunan Podima-Kalikratya hattı.

Mart 1921 Teklifinde: Bahsedilmemiştir.

Mart 1922 Teklifinde: Tekirdağ bize, Babaeski, Kırkkilise ve Edirne Yunana kalmak üzere bir hat.

Lozan’da: Karaağaaç da bizde olmak üzere Meriç hattı.



İzmir Bölgesi



Sevr Projesi’nde: Bu bölgenin hudutları Kuşadası, Ödemiş, Salihli, Akhisar ve Kemer iskelesine az çok yakın yerlerden geçmektedir.

Bu bölge, Türk hakimiyetinde kalacak, fakat Türkiye bu hakimiyetini kullanma hakkını Yunanistan’a devredecek, Türk hakimiyetinin devamına alâmet olarak İzmir şehrinin harici istihkâmlarından birinde Türk bayrağı bulunacak. Yerli bir Meclis toplanacak ve beş sene sonra Meclis, bu bölgenin daimi surette Yunanistan’a bağlanmasına karar verebilecekti.

Mart 1921 Teklifinde: İzmir bölgesi, Türk hakimiyetinde kalacak, İzmir şehrinde bir Yunan kuvveti bulunacak ve İzmir bölgesinin geriye kalan bölgelerinde muhtelif unsurların sayısına göre tertiplenecek bir jandarma kıtası bulunacak ve buna İtilâf Devletleri subayları kumanda edecek.

İdare işlerinde dahi aynı sayı nazarı itibare alınacak ve bölgenin Cemiyeti Akvamca tayin edilecek hristiyan bir valisi olacak ve bunun yanında seçimle kurulmuş bir Meclis ve bir Müşavirler Heyeti bulunacak. Vilayetçe Türkiye’ye, gelire göre artan bir vergi verilecek ve bu anlaşma beş sene devam edip iki taraftan birinin isteği üzerine Cemiyeti Akvam’ca değiştirilebilecektir.

Mart 1922 Teklifinde: Bütün Anadolu ve dolayısiyle İzmir’de, bize iade olunacak tarzında aldatıcı bir söz verme. İzmir Rumlarının idareye adaletli bir surette iştirâk ettirilmesi için ve aynı hak, Yunanistan’da kalacak, Edirne Türklerine verilmek şartıyla bir usul tayini esasında İtilâf Devletleri’yle Türkiye ve Yunanistan’la anlaşacaklardır.

Lozan’da: Tabiatiyle bu gibi meseleler mevzubahs dahi olmamıştır.



Suriye Hududu



Sevr’de: Akdeniz sahilinde, takriben Karataş Burnu’ndan başlıyarak Osmaniye, Bahçe, Gaziantep, Birecik, Urfa, Mardin ve Nusaybin’i epey güneyde ve Suriye arazisinde bırakan bir hudut.

Mart 1921 Teklifinde: Takriben şimdiki hudut olmak üzere Fransızlarla ayrıca andlaşma imzalanmıştır.

Lozan’da: 20 Ekim 1921 tarihli Ankara Andlaşması hududu olduğu gibi bırakılmıştır.



Irak Hududu



Sevr’de: İmadiye, bizde kalmak şartiyle Musul vilâyetinin kuzey hududu.

Mart 1921 Teklifinde: Bahsedilmemiştir.

Mart 1922 Teklifinde: Bahsedilmemiştir.

Lozan’da: Halli tehir edilmiştir.



Kafkas Hududu



Sevr’de: Türk-Ermeni hududunun tayini Amerika Reisicumhuru Wilson’a havale edilmiştir. O da hudut olarak Karadeniz sahilinde Giresun’un kuzeyinden başlıyan, Erzincan’ın batı ve güneyinden, Elmalı, Bitlis ve Van gölünün güneyinden geçen ve birçok yerlerde Umumî Harpteki Türk-Rus cephesini takip eden bir hattı göstermiştir.

Mart 1921 Teklifinde: Cemiyeti Akvam bir Ermeni yurdu tesisi için doğu vilayetlerinden Ermenistan’a devrolunacak arazinin tespiti için bir komisyon tayin edecek ve Türkiye bu komisyonun kararını kabul edecek.

Mart 1922 Teklifinde: Bir Ermeni yurdu tespiti için Cemiyeti Akvam’ın yardımına müracaat olunacağından bahsedilmektedir.

Lozan’da: Bu mesele bertaraf edilmiştir.



Boğazlar Bölgesi



Sevr’de: Rumeli’nin Türkiye’de kalan parçasının bütünü.

Anadolu’nun Adalar Denizi üzerinde takriben İzmir Bölgesi’nin başladığı yerden başlıyarak Manyas gölünün güneyine, Bursa’nın ve İznik’in biraz kuzeyinden ve Sapanca gölünün batı ucundan Ahabadr deresinin kavşağına giden hatla tahdit edilmiş bir bölge. Bu bölgede asker bulundurmak ve askerî harekette bulunmak hakkı yalnız İtilâf Devletleri’ne aittir. Adı geçen bölgedeki Türk jandarması İtilâf Devletleri kumandasına tabi olacaktır.

İtilâf Devletleri bu bölge dahilinde askerî maksatlar için kullanılabilecek yol ve tren inşaasını menedebileceği gibi halen mevcut olanlardan bu yolda kullanılabilecek olanları tahrip ettirebilecektir.

Mart 1921 Teklifinde: Çanakkale güneyinde Bozcaada’nın karşısından Karabiga’ya giden hattın kuzeyi ile boğaziçinin iki yakasında 20 ile 25 klm. lik bir bölge.

Çanakkale Boğazına hâkim olan her iki tarafındaki adalar.

İtilâf Devletleri, yalnız Yunanistan’a kalacak olan Gelibolu ve bize kalacak olan Çanakkale’de asker bulunduracak, bu suretle İstanbul ve İzmit yarımadasını tahliye edecek ve Türkiye’nin İstanbul’da asker bulundurmasına ve Anadolu’dan Rumeli’ye veya Rumeli’den Anadolu’ya asker geçirmesine müsaade edecektir.

Mart 1922 Teklifinde: Çanakkale’nin güneyinde Erdek Yarımadası müstesna olmak üzere Çanakkale Sancağı, Boğaziçinin güneyinde o zaman tarafsız sayılan bölge, yani aşağı yukarı, İzmit yarımadası askersiz bölge olacaktır.

Bizde, İtilâf Devletleri işgal kuvvetleri kalmıyacaktır.

Lozan’da: Gelibolu yarımadası ile Kumbağı, Bakla Burnu hattının güneydoğusu, Çanakkale Bölgesi’nde sahilden yirmi kilometrelik bir bölge ve Boğaziçi’nin iki tarafında sahilden onbeş kilometrelik birer bölge ve Marmara’da da Emirali Adası’ndan başka adalar ve İmroz ve Bozcaada askersiz bir hale konacaktır. Hiçbir tarafta İtilâf Devletleri’nin kuvvetleri kalmayacaktır.



Kürdistan



Sevr’de: Fırat Nehri’nin doğusunda ve Ermenistan, Irak ve Suriye arasında kalan bölge için İtilâf Devletleri murahhaslarından kurulacak bir komisyon bölgenin idaresini hazırlıyacaklardır. Muahedenin imzalanmasından bir sene sonra, bu bölgenin Kürt ahalisi, Cemiyeti Akvam Meclisi’ne müracaatla Kürtlerin ekseriyetinin Türkiye’den müstakil olmayı istediğini ispat ederse ve Meclis bunu kabul ederse Türkiye bu bölgedeki her türlü hukukundan vazgeçecektir.

Mart 1921 Teklifinde: İtilâf Devletleri, şimdiki durumu dikkate alarak ve bu konuda Sevr Projesi’nde değişiklik yapmayı dikkate almak eğilimindedirler. Şu şartla ki, mahalli muhtariyetler, Kürt ve Asuri - Geldani menfaatlerinin kâfi derecede himayesi için tarafımızdan kolaylık gösterilsin.

Mart 1922 Teklifinde: Bahsedilmemiştir.

Lozan’da: Elbette mevzubahs ettirilmemiştir.



İktisadî Nüfuz Bölgeleri



Sevr muahedesini takiben İtilâf Devletleri’nin aralarında imza ettikleri üçlü anlaşmaya göre:



Fransız Nüfuz Bölgeleri



Suriye hududiyle aşağı yukarı Adana vilayetinin batı ve kuzey hududu ve Kayseri ile Sivas ‘ın kuzeyinden geçen ve Muş hariç bu kasabaya yaklaştıktan sonra Cezire-i İbni Ömer (Cizre)e uzanan bir hattın içinde kalan bölge.



İtalyan Nüfuz Bölgeleri



İzmit yarımadasından çıktıktan sonra Afyonkarahisar’a kadar Anadolu trenyolu hattı ve oradan Kayseri civarında Erciyes dağı civarına kadar giden hatla İzmir Bölgesi, Adalar Denizi, Akdeniz ve Fransız Bölgesi arasında kalan bölge.

Mart 1921 de: Bekir Sami Bey ile Fransız ve İtalyan Hariciye Vekilleri arasında imza edilip Hükûmetçe reddedilen anlaşmalara göre:



Fransız Nüfuz Bölgeleri



O sırada Fransız işgali altında bulunan yerlerle, Sivas, Elâzığ ve Diyarbakır vilayetleri.



İtalyan Nüfuz Bölgeleri



Antalya, Burdur, Muğla, Isparta Sancakları ile Afyonkarahisar, Kütahya, Aydın ve Konya Sancaklarının sonradan tayin edilecek yerleri.

Mart 1922 Teklifinde: Mevzubahs edilmemiştir.

Lozan’da: Konu edilmemiştir.



İstanbul



Sevr’de: Muahede samimiyetle takbik edilmediği takdirde İstanbul’da bizden alınacaktır.

Mart 1921 Teklifinde: Bu tehdidin kalkalacağı ve Türkiye’nin İstanbul’da asker bulundurabileceği ve Boğaziçi’nin etrafındaki askersiz bölgeden asker geçirilmesine müsaade edilebileceği açıklanmıştır.

Mart 1922 Teklifinde: İstanbul’dan çıkarılacağımız tehdidinin ortadan kaldırılacağı ve İstanbul’da bulundurulabilecek Türk kuvvetlerinin arttırılacağı vadedilmektedir.

Lozan’da: Konu edilmemiştir.







Uyrukluk



Sevr’de: Gerek Müttefik Devletlerde (Yunanistan dahil) gerek yeni kurulan devletlerden birinin (Ermenistan vs.) uyruğuna girmek isteyen Türk tebaasından hiç kimseye Türk Hükûmeti’nce engel olunmıyacak ve bunların yeni uyrukluğu kabul edilecektir.

Mart 1921 Teklifinde: Bahsedilmemiştir.

Mart 1922 Teklifinde: Bahsedilmemiştir.

Lozan’da: Bahsedilmemiştir.

Ancak müzakereler esnasında İtilâf Devletleri bir adamın uyrukluğunu tayin hususunda Türkiye’deki yabanca Elçilikler ve Konsoloslukların verecekleri belgelerin yeterli sayılmasını istemişlerdi. Bu teklif, Sevr projesinin yukarıda bahsi geçen 128. maddesinin yeni bir şekli idi.



Kapitülâsyonlar



Sevr’de: İngiltere, Fransa, İtalya ve Japonya’nın temsil edildikleri dört üyeden kurulu bir komisyon kapitülâsyonlardan faydalanan diğer devletlerin mütehassısları ile birlikte yeni bir usul tanzim edecek ve Osmanlı Hükûmeti’yle görüştükten sonra bu usulü tavsiye edebilecek. Osmanlı Hükûmeti bu usulü kabul ettiğine şimdiden kesin söz verecek.

Mart 1921 Teklifinde: Bu komisyonda Türkiye’nin dahi temsil edilmesine İtilâf Devletleri müsaade etmektedirler.

Mart 1922 Teklifinde: 1921 teklifi aynen.

Lozan’da: Kapitülâsyonlara ait hiç bir kayıt yoktur.



Azınlıkların Himayesi



Sevr’de: 1918 Mütarekesinden sonra yapılan bütün andlaşmalarda mevcut olan hükümlerden başka Türkiye’ye bilhassa şunlarda kabul ettirilmek istenilmiştir.

a- Yerlerini terketmiş olan ve Türk olmıyan bütün halkın yerlerine iadesi.

Başkanları Cemiyeti Akvamca tayin edilecek olan hakem komisyonları vasıtasiyle bunların hukukunun iadesi ve bu komisyonlar isterlerse Türk olmıyan halkın tahrip edilmiş mallarının tamiri için ücretleri hükümet tarafından verilecek işçilerin temin edilmesi, göç ettirme ve buna benzer işlerde ilgisi bulunduğu, adı geçen komisyonlar tarafından iddia edilen herkesin sürgün edilmesi v.b.

b- Türk Hükûmeti, ekâlliyetlerin Millet Meclisi’nde kendi sayıları oranında temsilci bulundurmalarını temin eden bir kanun projesini iki sene içinde Müttefik Devletlere sunacaktır.

c- Patrikhanelere ve bunlara benzer müesseselere ait bütün imtiyazlar artırılmakta ve bunların idare ettikleri mektep, yetimhane vs. hususunda, hükûmetin o ana kadar muhafaza etmiş olduğu az etkili kontrol hakkı dahi kaldırılmaktadır.

d- İtilâf Devletleri, Cemiyeti Akvam Meclisi ile görüştükten sonra bu kararların tatbik edilmesini sağlamak için alınması gereken tedbirleri tesbit edeceklerdir. Türkiye bu hususta sonradan alınacak her tedbiri kabul edeceğine şimdiden söz verecektir.

Mart 1921 Teklifinde: Ekâlliyetlerden bahsedilmemiştir. Bu teklif Sevr’de yapılacak değişikliklerle ilgili olduğu için bundan, adı geçen andlaşmanın ekâlliyetlere ait kısmının değiştirilmiyeceği anlaşılabilir.

Mart 1922 Teklifinde: Türkiye ve Yunanistan’daki ekâlliyetler hakkında bir sıra tedbirlerin teklif edileceği ve bunların iyilikle tatbik edilmesini kontrol için Cemiyeti Akvamca komiserler tayin edileceği yazılıdır.

Alınacak tedbirlerin ne olacağı açıklanmamıştır.

Lozan’da : Misakî Millimizde kabul etmiş olduğumuz üzere ve yalnız müslüman olmıyanlara uygulanması için Genel Harpten sonra yapılan bütün beynelmilel andlaşmalarda mevcut olan hükümler.



Askerî Hükümler



Sevr’de: Türkiye’nin silahlı kuvvetleri şu sayıları geçmiyecektir. Padişahı Koruma Birliği 700 kişi, Jandarma 35.000 kişi, Jandarmayı takviye için hususî birlikler 15.000 kişi toplam 50.700 kişidir.

Bu miktara Harp Akademisi, Askeri Okullar öğrencileri, depo birlikleri ve muhtelif hizmetlerde görevli askerlerle subaylar dahildir.

Hususî kıtaların 15 batarya dağ topu bulunabilecek ve sahra veya ağır topu olmıyacaktır.

Memleket, muhtelif bölgelere ayrılacak ve her bölgede bir jandarma kıtası bulunacaktır.

Jandarmanın topu ve teknik araçları bulunmıyacaktır.

Hususî kıtalar kendi bölgelerinin dışında kullanılmayacaklardır.

Jandarma subayları arasında 1500 ü geçmemek üzere yabancı subay bulunacaktır. Her bölgedeki yabancı subaylar aynı millete mensup olacaktır.

Sonradan tesbit edilecek olan bu bölgelerin sayısı belirtilmemekle beraber bunun İtilâf Devletleri’nin fikrine göre en az dört olacağı andlaşmanın bazı hükümlerinden ve özellikle bir birliğin kuvvetinin bütün birlikler kuvvetinin dörtte birini geçmiyeceği hakkındaki hükümden çıkarılabilir. Bu suretle İngiltere, Fransa ve İtalyan subaylarının bulunacağı birer bölge olacağı gibi belki Yunanistan ve belki de ileride Ermenistan’a birer bölge verilmesi düşünülmüştür.

Hususî kıtaların askeriyle jandarmaların hepsi ücretli olup bunlar, en az on iki sene hizmet edecek ve mecburî askerlik hizmeti kalkacaktır.

Her bölgedeki birliğe alınacak asker ve subaylar o bölge ahalisinden olacak ve muhtelif unsurların birlikte temsil edilmesine elden geldiği nisbette itina olunacaktır.

Deniz Kuvvetleri yedi gambot ve altı torpitoyu geçmiyecek ve hiç bir tayyare ve güdümlü balonumuz olmıyacaktır.

İtilâf Devletleri’ne mensup kara, deniz ve hava kontrol komisyonlarının memleketimiz dahilinde her türlü kontrolda bulunmaya hakları vardır. Bilhassa kara komisyonu:

Türkiye’nin kullanabileceği, polis, gümrükçü, orman muhafızı v.s. gibi memurların sayısını tayin etmeye, fazla kalacak silah ve cephanemizi almaya,

Memleketimizin bölgelerinin taksimine, her bölgede bulunacak Jandarma ve hususî kıta miktarının tayinine, bunları kullanma ve kontrole, yabancı subayların sayı ve oranında tayine ve hükümetle müşterek olarak yeni silahlı kuvvetlerimizin tayinine vb. memurdur.

Mart 1921 Teklifinde: Jandarma miktarı 45.000 kişi, Hususî kıtalar 30.000 kişiye çıkarılmıştır.

Jandarmanın gönderilmesi, İtilâf Devletleri’ne mensup daha önce açıklanan kontrol komisyonu ile hükûmet arasında yapılacak anlaşmaya göre olacaktır.

Jandarma subayları ve küçük subayların sayıları artırılacaktır. Yabancı subayların sayısı azaltılacak ve bunların kıtalara gönderilmesi, kontrol komisyonu ve hükûmet arasında anlaşmasız kararlaştırılacaktır. (Bunda ihtimal her bölgede aynı millete mensup yabancı subay bulunmıyacağı kastedilmiştir.)

Mart 1922 Teklifinde: Ücretle hizmetkâr asker usulünün tesisi Jandarma 45.000 kişi, Hususî kıtaların 40.000 ne arttırılması.

Jandarma da yabancı subaylarının kullanılması, Türkiye’ye takviye edilmekle beraber bu nokta şart olarak ileri sürülmemektedir.

Lozan’da: Trakya ve Boğazlar da askersiz hale getirilen bölgeye ait kısıtlamadan başka hiçbir kayıt yoktur. Hatta Boğaziçi’nin iki tarafındaki askersiz bölge 12.000 asker bulundurabilmek hakkını muhafaza etmişizdir.

Bu bölge için bile hiçbir kontrol kabul edilmemiştir.



Ceza



Sevr Projesi: Türkiye, harp esnasında harp kaidelerine aykırı hareket etmiş veya Türkiye dahilinde zulüm yapmış, göç vs. hususlara karışmış olan şahısları istekleri üzerine Müttefik Devletleri’ne (Yunanistan dahil) ve Türkiye’nin arazi almış olan devletlere (Ermenistan vs.) teslim edecektir. Adı geçen şahıslar kendilerini isteyen devletin harp divanı tarafından muhakeme edilecek ve cezalandırılacaktır.

Mart 1921 Teklifinde: İtilâf Devletleri’nin tekliflerinde bu konunun bahsi geçmemiştir.

Ancak Bekir Sami Beyin İngilizlerle imza etmiş olduğu değiştirme mukavelesinde elimizdeki bütün İngilizleri tahliye ederek bir kısım Türkleri suçlu kabul ederek İngilizlerin elinde bırakmayı kabul etmiş olması Sevr projesinde mevcut olan eski hükümlerin hafifletilmiş şeklinden başka birşey değildir.

Mart 1922 Teklifinde: Bu mesele bahsedilmemiştir.

Lozan’da: Bahsedilmemiştir.



Malî Hükümler



Sevr’de: itilâf Devletleri Türkiye’ye yardım için İngiliz, Fransız ve İtalyan murahhaslarından kurulacak bir maliye komisyonu teşkil edecekler ve bu komisyonda danışma mahiyetinde bir Türk komiseri bulunacaktır.

Bu komisyonun vazife ve selâhiyetleri aşağıdaki gibi olacaktır.

a- Türkiye’nin varlığını devam ettirmesi ve arttırmak için her türlü tedbirler alınabilecektir.

b- Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne takdim edilecek olan bütçe evvelâ Maliye Komisyonuna verilecek ve onun kabul ettiği şekilde Meclis’e sevkedilecektir. Meclis’in yapacağı değişiklik ancak komisyon tarafından tasvib edilirse tatbiki mümkün olacaktır.

c- Komisyon doğrudan doğruya kendisine tabi olacak ve azaları kendi arzusuyla tayin edilecek olan Türk maliye teftiş heyeti vasıtasiyle bütçenin, malî kanunların ve nizamlarının tatbik edilmesini kontrol edecektir.

d- Borçlar Komisyonu ve Osmanlı Bankasiyle anlaşarak Türkiye’nin para usulünü tanzim ve düzeltecektir.

e- Borçlara ayrılmış olan gelir müstesna olmak üzere Türkiye’nin bütün gelirleri bu komisyonun emrine verilecektir. Komisyon bunlarla:

Birinci Olarak; Kendisine ve Türkiye’de kalacak olan İtilâf Devletleri işgal kuvvetlerine ait masraflar verildikten sonra 30 Ekim 1918 tarihinden itibaren İtilâf Devletleri ordularının gerek bugünkü Türkiye’de gerek Osmanlı İmparatorluğu’nun muhtelif kısımlarındaki masraflarını ödiyecektir.

İkinci Olarak; Türkiye, dolayısiyle zarar görmüş olan bütün Müttefik Devletler tebasının zarar ve ziyanını ödeyecektir. Türkiye’nin ihtiyaçları bundan sonra gözönünde bulundurulacaktır.

f- Hükûmetçe verilecek bütün imtiyazlar için maliye komisyonunun müsaadesi şarttır.

g- Komisyonun müsaadesiyle halen yürürlükte olan Borçlar Komisyonu tarafından bazı gelirlerin doğrudan doğruya toplanması usulü mümkün olduğu kadar genişletilecek ve bütün Türkiye’ye şumullendirilecektir.

Gümrükler, maliye komisyonu tarafından tayin edilen ve kendisine karşı sorumlu bulunacak olan bir umumî müdürün idaresinde bulunacaktır v.s.

Mart 1923 Teklifinde: Önceden açıklanan maliye komisyonu, Türk Maliye Vekilinin fahri başkanlığı altında bulunacaktır. Komisyonda murahhas olarak bir Türk bulunacak ve bunun Türk maliyesine ait meselelerde reyi olacaktır. Müttefiklerin mali menfaatlerine ait meselelerde ise Türk murahhasının selahiyeti ancak danışman mahiyetinde olacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Maliye Vekili ile Maliye Komisyonu tarafından müşterek olarak hazırlanacak olan bütçede değişiklik yapma selahiyetine sahip olacaktır. Fakat bu değişiklik bütçenin dengesini bozacak şekilde ise bütçe tasdik edilmek için tekrar Maliye Komisyonuna gönderilecektir.

Türk Hükûmeti imtiyazlar vermek hakkını tekrar kazanacaktır. Ancak, Türk Maliye Vekili bu konudaki kontratların Türk hazinesi menfaatlarına uygun olup olmadığını maliye komisyonu ile birlikte tetkik edecek ve bu konuda müşterek bir karar kabul edecektir.

Mart 1922 Teklifinde: Maliye Komisyonu teşkilinden vazgeçilmektedir. Fakat Müttefik Devletlere harpten evvel olan borçların ve uygun bir tazminatın verilmesi dolayısiyle lazım gelen kontrolun Türk hakimiyet prensibi ile uzlaşmasına çalışılacaktır. Harpten evvel borçlar komisyonu devamlı olacak ve yukarıda adı geçen iş için İtilâf Devletleri’nce bir tasfiye komisyonu tesis edilecektir.

Lozan’da: Bu gibi kayıtların hepsi kaldırılmıştır.



İktisadî Hükümler



Sevr’de: Kapitülâsyonlardan istifade hakkı harpten evvel bunlardan daha evvel istifade etmiyen Müttefik Devletler (Yunanistan ve Ermenistan v.s.) tebasına da yeniden verilecektir.

(Bu haklar arasında birçok vergiden muafiyetin bulunduğu ve uyrukluk bahsinde görüldüğü üzere her Türk tebasının Müttefik Devletlerden birinin uyrukluğuna girmesine engel olmak hakkının bizden alındığı düşünülürse bu hükmün şümulü daha iyi belirir.)

Gümrük tarifeleri için 1907 tarifesi (%8) yeniden tesis edilmektedir.

Türkiye Müttefik Devletlere mensup gemilere en azından Türk gemilerine verdiği hakları tanıyacaktır.

Yabancı postalar yeniden tesis edilecektir.

Mart 1921 Teklifinde: Yalnız yabancı postalarının bazı şartlarının kaldırılmasının düşünüleceği söylenilmekte, bununla beraber diğer hükümler olduğu gibi bırakılmaktadır.

Mart 1922 Teklifinde: İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya ve Türkiye’nin murahhaslarından ve kapitülâsyonlarından istifade eden diğer devletlerin mütehassıslarından kurulacak bir komisyon sulhun yürürlüğe girmesinden sonra geçecek üç ay zarfında İstanbul’da toplanıp kapitülâsyonlara ait usulün değiştirilmesi için teklifler hazırlanacaktır.

Malî hususta bu teklifler yabancı tebanın Türklerle eşit vergi vermesini temin edecektir. Yine bu teklifler gümrük resminde lüzum görülecek değişikliği yapmaya eğilmiş olacaktır.

Lozan’da: Kapitülâsyonların her cinsi tamamiyle ve ebediyen kaldırılmıştır.



Boğazlar Komisyonu



Sevr’de: Kendine mahsus bayrağı, bütçesi ve subayı bulunacak olan bu komisyon gemilerinin boğazlardan geçmesi, fenerler, kılavuzlar vb. gibi meselelerle meşgul olacak ve önceden yüksek sağlık kurulunun yaptığı vazifelerle kurtarma hizmeti bundan sonra bu komisyonun nezareti altında yapılacak ve komisyon boğazların serbestisini tehlikede görünce İtilâf Devletleri’ne müracaat edebilecektir.

Komisyonda Amerika, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya ve Rusya’nın murahhasları ikişer rey hakına sahip bulunacaklardır.

Amerika arzu ettiği andan ve Rusya Cemiyeti Akvama dahil olduğu takdirde o andan itibaren komisyona iştirak edebilecektir.

Komisyon azaları diplomatik muafiyetlerden istifade edeceklerdir. Komisyona sıra ile ve ikişer sene müddetle iki rey hakkına sahip devletlerin murahhasları başkanlık edeceklerdir.

Mart 1921 Teklifinde: Türk murahhasları dahi iki rey hakkına sahip olacak ve boğazlar komisyonuna başkanlık edeceklerdir.

Mart 1922 Teklifinde: Yine Türk murahhasları komisyonu başkanlık edecektir. Boğazlarla ilgili bütün devletler komisyonda temsil edileceklerdir.

Lozan’da: Komisyonun başkanlığı bize verilmiştir.

Komisyonun vazifesi gemilerin boğazlardan geçiş durumunun Boğazlar mukavelesi hükümlerine uygun olmasına itina etmekten ibarettir. Komisyon her sene Cemiyeti Akvama rapor verecektir.

Yine adı geçen andlaşma ile İstanbul’daki beynelmilel sağlık kurulu kaldırılarak sağlık işleri Türkiye Hükûmetine terkedilmiştir.



Lozan Sulh Andlaşmasının ihtiva ettiği esasları, diğer sulh teklifleriyle daha fazla mukayese etmeye lüzüm olmadığı fikrindeyim. Bu andlaşma, Türk milleti aleyhinde, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Anlaşması ile tamamlandığı zannedilmiş, büyük bir suikastın yıkılışını ifade eder bir belgedir. Osmanlı Devrine ait tarihte benzeri görülmemiş siyasî bir zafer eseridir.



Ertuğrul Zekai Ökte
 
Üst Alt